Hakan Bayrakçı Köşe Yazısı

AH BİR ATAŞ VER..

Eski, güzel, anlamlı bir türkümüzdür..
Şehit haberleri ve Yılmaz Özdil'in de mükemmel bir hicivle vurguladığı gazi haberleri geldiğinde, içim cız ederken, burnum sızlarken hep aklımdan geçer, mırıldanırım..
Yıllar önce Dumlupınar denizaltısında mahsur kalan askerlerimizin şehit olmadan önce sesi TRT aracılığıyla vatana duyurulurken, bir askerin söylediği son türküdür bu..
Türkiye'nin radyo başında ağlayarak dinlediği..
Son yıllarda kimbilir kaçıncı yürek dağlanışımız!.. Aynı sözler, aynı ağıtlar.. Ama galiba her gelen yeni haber, her yeni şehit ve gazi artık aynı sözlerin, aynı ağıtların ötesine çıkarıyor bizi..
Öyle ya.. BDP eşbaşkanı bile "yeter" diyebildi sonunda ve PKK'ya çağrı yaptı..
Elbet bu korkunç trajediye "dur" denecek sonunda.. Bir çok ülkenin başına gelmiş ve hala başında.. Sonunda çözeceğiz bu büyük problemi..
Peki çözme yolunda kim ne yapıyor? Yani bu konuyu çözecek olan siyasetçilerimiz ne yapıyor, ne diyorlar?

1. Başbakan
Bir kaç yıl önce "Kürt açılımı" başlığıyla konuya el atmak istedi. Sonra işin o kadar kolay olmadığını gördü.. Durakladı. İyi niyetliydi mutlaka.. Ama yetmedi. Konu o kadar karmaşık ki!
İngilizlerin bir sözü vardır : "taçlanan baş akıllanır".. O makamdaydı. Macera arayamaz, yapamazdı. Mecburi duraksadı.. Çünkü bir grup var, adeta "bağımsız Kürdistan" talep ediyor ve bu yolda kan döküyor(PKK) ve bir grup var, "kan dökmeyelim ama önce özerk, sonra Allah kerim Kürdistan olalım" diyor.. Buna onay verebilecek Türkiye Cumhuriyeti başbakanı var mıdır, olabilir mi? Ve durdu..
Çünkü Erdoğan, Kürt sorununu, AKP'ye oy veren muhafazakar Kürtler vasıtasıyla çözmeye niyet etmişti.. Ama Kürtlerin hepsi öyle değil ki..
Sonuç : anladığım kadarıyla başbakan "ya kardeşim bu sorunu çözecek bir babayiğit olabilir mi toprak vermeden, ülke bütünlüğü bozulmadan" diyerek yapabileceklerini yapmak üzere gayret sarfetti ama esas noktada kalakaldı..

2. Kılıçdaroğlu
Lider seçildiğinde konunun üzerinde önce hiç durmadı.. Çünkü kendisini rahatsız hissediyordu. Kürt olarak biliniyordu ve ne dese yanlış anlaşılabilirdi.. O da sıkıntılıydı ve haklıydı..
2 yıl sonra geçenlerde "konu önemli ve çözülmeli" diyerek yola çıktı. Elbette o da iyi niyetliydi.. Fakat hemen bir kaç gün içinde gördü ki, iş o kadar kolay değil. CHP'nin seçmen ağırlığı "ulusalcı" yani "bu konuda milliyetçi"..
Zira CHP seçmeninin yarısı aslında DYP ve ANAP seçmeni kökenli (özellikle Ege ve Trakya). Üç beş gün ha gayret.. Sonra duraksadı. Parti içinden sesler yükseldi. İtiraz sesleri. "Aman seçmenimizi kaybederiz" sesleri..
Peki bunu diyenler haklı mıydı? Elbette haklıydı.. Şimdi ötesi kolay gelmez..

3. Bahçeli
Başından beri tavrı belli.. Partisi de seçmeni de milliyetçi.. Aslında işi de kolay. Her şekilde PKK, Apo ve BDP'ye çatıyor ve gereğini yapmış oluyor. Peki ne diyor? "Verilecek bir karış toprağımız yoktur, ülke bölünmezdir" diyor. Haklı mı? Haklı..
Şimdi soruyorum.. Bu kadar insanın farklı görüşlerle haklı oldukları bir konuda iş nasıl çözülecek.
Elbette bazı haklı Kürt talepleri de var.. Dilimiz diyorlar. Haklılar. İnsanların ayrı bir dili var. Ve bizim Türk dil grubundan da değil. Daha çok İran/Pers/Med kökenli bir dil.. Elbette PKK'nin haklı olduğu aklımdan bile geçemiyor..
O kadar öldürdüler ki benim evlatlarımı.. İnanasım olsa inanmam artık.
Hasılı kelam o kadar haklı var ki bu işte, gel de çöz meseleyi..
Yine olan evlatlarımıza oldu..
7 şehirden 8 fidan.. Allah rahmet etsin hepsine.. Işıklar içinde uyusunlar..
Aslında benim bir planım var ammma... Onu da gayrı zamanı gelince yazar veya söylerim.. Ne demiş atasözü: "sakkalım yok sözüm geçe"
Makamlarda bu beyler var..

Kolay gele!